sevgi's profileSevgili(s.a.v), her acıy...PhotosBlogListsMore Tools Help

Blog


    KALK VE DİRİL

    Yolun açık olsun.!
    Fakr u zarûret ve dertlerin var ki bir sürü,

    Ne gam, iyi bir yoldasın, hiç durmadan yürü;

    Yürü ki yollar ondan başlayıp onda biter, Ulaşabilirsen ona, o(c.c) sana yeter...

     

    Çehrenden bencileyin bir gurbet kaderi var,

    Her zaman duruşun gamlı, tavrında sitemkâr; Ah, bir inlese bağrındaki sineler zâr zâr, gelecektir mutlaka o beklenen nevbahar.

     

    Kalbden kalbe yol...
    Sırlar yumağı bir varlıktır insan,
    O’ndan geldiği apaçık ayân;
    Kalb kalble irtibatlı işte mizan,
    Anlamaz bunu ayakta uyuyan…

     

    Bu bir maskaralık olsa da

    Hayat, kalb ve kafanın rengini aksettirir,
    Ruh bugün aldığını yarın geri verir..

     

    Hayat dileniyor O’ndan taş, toprak, ot, ağaç,
    Sen de O’na yönel, ellerini hep O’na aç;
    Lutfedip hazanı nevbahara çeviren O,
    İsteyip dilemekse bir vasıta, bir araç

     

    Hem gurbet hem yolculuktur insana bu ömür,
    Koşar bir mukadder yolda hep nefes nefese.
    Yürünen yolda bir belirsiz telaş köpürür;
    Kulak verenler için öteden gelen sese,
    Ne temaşa zevki sunar yolculuk herkese.

     

    Kalk açıl enginliklere...

    Dünyâ şimdilerde haince bir emele ram,
    Bilmem ne zaman gerçekleşir ruhlarda kıyam..!

    alıntı

    HAMD OLSUN ALLAH'A

     
    Ubeyde Bin Muhâcir Rahmetullahı Aleyh'in, Dımeşk'in en zengin kişileri arasında gösteriliyordu.
    Zenginliğini daha da artırmak için uzak memleketlere ticaret kervanları gönderir, bir kısmında bizzat hazır bulunurdu. Bu seferlerden birini Azerbaycan'a yapmıştı. Ticaret kervanı Azerbaycan bölgesinde yol alırken, yemyeşil bir vahaya rastladılar. Ubeyde Bin Muhacir arkadaşlarına dönerek:
    –"Burada konaklayalım, bundan daha güzel bir yer bulamayız, ihtiyaçlarımızı giderene kadar burada kalalım."
    Kervan konaklar, kimi istirahata çekilir, kimi yakınlardaki bir nehirde serinler, her biri bir köşeye çekilir.
    Ubeyde de; yemyeşil ağaçların altında gezinti yapmaktadır. Birden kulağına bir ses gelir.
    "Hamd olsun Allah'a" sesin geldiği istikamete bakar, kimsecikler yoktur. Adımlarını sesin geldiği yöne doğru hızlandırır. Aynı sesi tekrar işitir.
    "Hamd olsun Allah'a" Sesin geldiği yeri görür. Bir ağacın altında, yere kazılmış bir çukur ve çukurun içinde hasıra sarılmış yatan bir adam. Adama selam verir, adamda selamını alır. Ubeyde sorar:
    "Ey Allah'ın kulu sen kimsin, burada ne yapıyorsun?"
    "Ben bir Müslüman'ım"
    "Bu halin nedir?"
    "Bu halim, şükretmemi gerektirecek bir haldir, bende şükrediyorum."
    "Neyine şükrediyorsun? Üzerinde bir hasır, bir çukurun içindesin buna mı şükrediyorsun?"
    "Rabbime şükretmem için o kadar sebep var ki saymakla bitiremem. Beni en güzel surette yarattı, Müslüman doğdum, Müslüman yaşadım, inşallah ruhumu da Müslüman olarak alacak. Sağlık verdi, üzerimi örtecek şu hasırı verdi, kendisini zikretmeyi nasip etti. Bu hal üzere akşamlarım ve sabahlarım, ben şükretmeyeyim de ne yapayım?"
    Ubeyde adamın haline şaşırmıştır. Şaşkınlığını üzerinden atar atmaz:
    "Ey Müslüman! Allah sana rahmet etsin. Sen şimdi benimle birlikte gel, kervanımız şu nehrin kenarındadır. Orada bize misafir ol, karnını doyurur, ihtiyaçlarını bir güzel karşılayalım."
    "Benim bahsettiğiniz şeylere ihtiyacım yok."
    Bu adam Ubeyde'ye dehşet bir ders vermişti. Düşünceler içinde kervana doğru yürüdü. Nasıl olmuştu da bu adam , bu halde bu kadar mutlu ve mesud olabiliyordu. Kendisi Dımeşk'ın en zengini, en iyi yaşayanı ve imkanları en geniş olanı olduğu halde, bu kadarla yetinmiyor daha çok, daha çok istiyordu.
    O gece kervanda hiç kimse ile konuşmadı. Bu gün yaşadığı olay onda çok derin izler bırakmıştı. Sabah kalktığında kararını vermişti. Arkadaşlarına:
    "Ben geri dönüyorum. Bunca yıldır ticaretle uğraşıyorum, ticaretle uğraşmak gözlerimizi kör etmiş, bugüne kadar tövbesinde sadık bir kul olmadım, bundan sonra tövbesinde sadık bir kul olacağım."
    Arkadaşları, Ubeyde'yi kararından döndürmeye çalışsalar da, o bir kere kararını vermişti, artık bundan dönüş yoktu.

    Be Dostum...