sevgi's profileSevgili(s.a.v), her acıy...PhotosBlogListsMore ![]() | Help |
Gözyaşıyla Yüzü Yıkamaktır Edep...
Edep; ağlayabilmektir ağlanılacak yerde insanlığın üzüntülerine,dertlerine... bazen gülebilmektir insanların yüzüne edep güneş gibi... ... Edep; müminliğini idrak edip umutla bakabilmek geleceğe edeple saadet devrini hatırlamak, hatırlamak neki unutmamak yaşamaktır edep ... Edep; takatin yettiği kadar haykırmak nefsine sessizce edepsizler duyana kadar gözyaşıyla yüzü yıkamaktır edep ... Edep; kuranın sesini duyabilmek duyurabilmektır edep gönlüne sindire sindire her zerresinde secdeye başkoymaktır gecenin bir yarısı... ... Edep; hülyalarında sadece onu görebilmektir... ona ümmet olabilmektir edeple ve sevebilmektir yaratılanı yaratandan ötürü ... en zor anında ümidini kaybetmemek paylaşmaktır medinedeki paylaşma gibi imanın yaldızıdır edeb ciddiyettir edep latifeyi unutmadan Dalkavukluğa kafa kaldırmaktır edep ... Edep; islam deryasına atabilmektir kendini fedakarlıktır aşktır edep dost kalabilmektir Allah dostuyla emanete sadakattır edep... bazen susmaktır gözyaşıyla edep günahları tövbeyle yakmaktır edep ... Edep yahu! Hakk'ın AynasıBiliyoruz ki, insan, Cenab-ı Hakkın aynasıdır. Hakk'ın kahrında lütuflar gizlidir• Bir insanın gülmesi, Cenab-ı Hakk'ın o kula lütfünu, ihsanını anlatmada, hikaye etmektedir. Bir insanın ağlaması, feryat etmesi de Hakk'ın kahrından bir şikayettir.
• Dünyada birbirine zıt olan, aykırı olan bu iki haberin de, hal dilleri ile bir sevgiliden geldiklerini rivayet ederler. Aziz Hüdaî hazretleri; "Hoştur bana senden gelen, Ya gonca veyahut diken! Lütfun da hoş kahrın da hoş" diye yazmıştır. • Hakk'tan gelen lutuf, gaflette olan kişiyi öyle şaşırtır ki, o Hakk'ın kahrını düşünmemek cinayetini işler de daima güleceğini zanneder. • Ötekine gelen kahır da ona ümitsizlik verir. 0 zavallı ye'se kapılır, bunalıma girer. 0 kahrın arkasındaki lütfu düşünemez. " Aslında kahırda ilahî bir lütuf gizlidir. Mevlana Dîvan-ı Kebîr'nin başka bir yerinde: "Gamdan, kahırdan daha tatlı, daha mübarek bir şey olamaz. Bunun karşılığı sonsuzdur. diye buyurmuştur. (Dîvan-ı Kebîr, c. VI, s. 265) Mevlana Mesnevî'de. de bu konuya bir çok , kere temas etmiştir. (Bkz. Mevlana, Hayatı, Şahsiyeti, Fikirleri, Ötüken yay., s. 270) Bır Mesnevî beytinde; "Paha biçilmez akîk pislik içinde gizlendiği gibi, Hakk'ın kahrı içinde lütuf gizlenmiştır. (Mesnevî, c. V, no. 1665) Başka bir Mesnevî beytinde de; "Onun hoş olmayan tecellîsi canıma hoş gelir. Gönlümü inciten, kıran sevgiliye canım" feda olsun." (Mesnevî, c. I, no. 1771) diye buyurmaktadır. • Aşk, esirgeyen bir şefaatçidir. Ikisini de görür, gözetir, korur. • Allah'ım, bu aşkı bize lütfettiğin için sana şükürler olsun. Biliyorum ki, senin kahrında bize sonsuz lütuflar var. • Şükürde kusurumuz olsa bile aşk nankörlüğe bile bakmaz. Onu bile hoş görür. • Bu aşk, ya kevserdir, ya ab-ı hayat; ömre sonsuzluk vermede, insanı ölümsüz etmededir. • Aşk, Allah ile insan arasında bir peygamber gibidir. îkisinin arasında gelir gider, birbirinden haberler getirir götürür. • Yeter artık sus, bunu ayet ayet okuma, zaten ayeti de aşk tefsir eder. “Sevgiyle acılar, tatlılaşır; bakırlar altına dönüşür. Muhabbetle tortular, berraklaşır; dertler, şifa verir. Muhabbetle ölü, canlandırılır. Sevgiyle padişah, köle yapılır.” (Mesnevî, II/ 1529-1531) Yandım Ey Yâr
Felekler yandı ahımdan muradım şemn-i yanmaz mı?
‘Şayet aslından biraz ayrılsa can,öyle bekler vuslata ersin zaman’(Mesnevi.)
‘Herkesin zannında dost oldum ama,kimse talip olmadı esrarıma.’(Mesnevi.)
Maşukun sırrıyla aşık örtülü,sağ olan maşuktur aşık bir ölü.(Mesnevi.)
TEVAZUلَا تَمُدَّنَّ عَيْنَيْكَ اِلى مَا مَتَّعْنَا بِه اَزْوَاجًا مِنْهُمْ و َلَا تَحْزَنْ عَلَيْهِمْ وَاخْفِضْ جَنَاحَكَ لِلْمُؤْمِنينَ Hicr / 88. Sakın onlardan bazı sınıflara verdiğimiz dünya malına göz dikme, onlardan dolayı üzülme ve müminlere alçak gönüllü ol.
وَاخْفِضْ جَنَاحَكَ لِمَنِ اتَّبَعَكَ مِنَ الْمُؤْمِنينَ Şûarâ / 215. Sana uyan müminlere (merhamet) kanadını indir.
وَعِبَادُ الرَّحْمنِ الَّذينَ يَمْشُونَ عَلَى الْاَرْضِ هَوْنًا وَاِذَا خَاطَبَهُمُ الْجَاهِلُونَ قَالُوا سَلَامًا Furkan / 63. Rahmân'ın(has) kulları onlardır ki, yeryüzünde tevazu ile yürürler ve kendini bilmez kimseler onlara laf attığında (incitmeksizin) "Selam!" derler (geçerler);
وَلِكُلِّ اُمَّةٍ جَعَلْنَا مَنْسَكًا لِيَذْكُرُوا اسْمَ اللّهِ عَلى مَا رَزَقَهُمْ مِنْ بَهيمَةِ الْاَنْعَامِ فَاِلهُكُمْ اِلهٌ وَاحِدٌ فَلَهُ اَسْلِمُوا وَبَشِّرِ الْمُخْبِتينَ Hacc / 34. Biz, her ümmete -(Kurban kesmeye uygun) hayvan cinsinden kendilerine rızık olarak verdiklerimiz üzerine Allah'ın adını ansınlar diye- kurban kesmeyi gerekli kıldık. İmdi, İlâhınız, bir tek İlah'tır. Öyle ise, O'na teslim olun. (Ey Muhammed!) O ihlâslı ve mütevazi insanları müjdele!
اِنَّ الْمُسْلِمينَ وَالْمُسْلِمَاتِ وَالْمُؤْمِنينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ وَالْقَانِتينَ وَالْقَانِتَاتِ وَالصَّادِقينَ وَالصَّادِقَاتِ وَالصَّابِرينَ وَالصَّابِرَاتِ وَالْخَاشِعينَ وَالْخَاشِعَاتِ وَالْمُتَصَدِّقينَ وَالْمُتَصَدِّقَاتِ وَالصَّائِمينَ وَالصَّائِمَاتِ و َالْحَافِظينَ فُرُوجَهُمْ وَالْحَافِظَاتِ وَالذَّاكِرينَ اللّهَ كَثيرًا وَالذَّاكِرَاتِ اَعَدَّ اللّهُ لَهُمْ مَغْفِرَةً وَاَجْرًا عَظيمًا Ahzab / 35. Müslüman erkekler ve müslüman kadınlar, mümin erkekler ve mümin kadınlar, taata devam eden erkekler ve taata devam eden kadınlar, doğru erkekler ve doğru kadınlar, sabreden erkekler ve sabreden kadınlar, mütevazi erkekler ve mütevazi kadınlar, sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkekler ve oruç tutan kadınlar, ırzlarını koruyan erkekler ve (ırzlarını) koruyan kadınlar, Allah'ı çok zikreden erkekler ve zikreden kadınlar var ya; işte Allah, bunlar için bir mağfiret ve büyük bir mükâfat hazırlamıştır.
HADİS…
* İbnu Abbâs radıyallahu anhüma anlatıyor:
"Resülullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
"Allah Teâla hazretleri buyurdular ki:
"Büyüklük benim ridamdır, azamet de benim izarımdır.
Kim, bunlardan birinde benimle iddialaşmaya kalkarsa,
onu cehenneme atarım."
·
* Ebu Sa'îdi'l-Hudri radıyallahu anh anlatıyor:
"Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
"Kim Allah Teâla hazretlerinin rızası için bir derece tevazu izhar eder
(alçak gönüllü) olursa, Allah, onu bu sebeple, bir derece yükseltir.
Kim de Allah'a bir derece kibirde bulunursa,
Allah da onu bu sebeple bir derece alçaltır,
böylece onu esfel-i safilîne (aşağıların aşağısına) atar."
·
Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor:
"Medine ehlinden bir cariye bile Resülullah aleyhissalatu
vesselâm'ın elinden tutardı ve Aleyhissalatu vesselâm elini onun
elinden çekmezdi de, cariye ihtiyacı için,
O'nu Medine'nin istediği semtine çeker götürürdü.
(Resülullah tevazu gösterir, itiraz etmezdi)." |
|
|